Tekken Harici Konular > Sohbet Kafe

Acı-Tatlı Dövüş Oyunu Anıları

(1/2) > >>

INDIE:
Bu başlık altında Tekken ve diğer dövüş oyunları ile ilgili aklımızda kalan acı-tatlı anıları paylaşalım.


2009 yılında Tekken 6 yeni çıkmıştı. PS3'üm yoktu. Oturduğumuz semtte eli yüzü düzgün bir playstation kafe vardı.
Oraya gidip oyunun olup olmadığını sormuştuk. Adamda bize hangi tarihte alacağını söylemişti.
Adamın oyunu aldığı gün oynamaya gittik arkadaşımla. Hiç unutmam o gün kar yağmıştı. Yerler karlıydı, havada buz gibiydi.
Yol boyunca kar topu oynayarak gitmiştik. Birkaç kere kayıp, yere düşmüştüm.
Daha sonra kafeye geldik ve oyunun başına oturduk. Grafikler müthiş etkileyiciydi. Karakterler çok detaylı görünüyordu.
Heyecanla oynamaya çalıştığımız ilk dakikalar hala aklımdadır. Soğuktan geldiğimiz için ilk yarım saat parmaklarımız donmuştu.Tuşlara basamıyorduk.
Şuan dönüp baktığımda o günlerin masumiyeti, bir oyunun bize yaşattığı heyecan, özleniyor... :heul:


Bugünlerde oyun dünyası büyük bir heyecanla Cyberpunk'ı bekliyor. Bende uyandırdığı heyecan ise sıfır.
Tekken 6 çıkışını beklediğim ve heyecan duyduğum, ilk ve tek oyun olarak, kalbimde yerini aldı benim için.
PS2 den sonra PS3'ün hayatımıza girmesiyle,  HD oyun oynamak, yüksek poligonlu, suratında geometrik şekiller olmayan, gerçekçi karakterler görmek çok heyecan vericiydi.

Mr.X:
Ben de bir anımı aktarayım madem: Bir dönem arkadaşlarla gittiğimiz atari salonumuza yeni oyunlar geleceği söylentisi yayılmış, hepimiz merakla hangi oyunlar gelecek diye beklemekteyiz. O zamanlar bir üniversite öğrencisi var ve adamı hangi KoF oyunu olursa olsun asla yenemiyorsun, namı büyük biri ve o makinenin başına geçince hepimiz arkasına konuşlanıyoruz falan. Bir tane de TEKKEN üstadımız var, herif rekortmen ve her rakibini kolaylıkla alt ediyor. Ben o dönem rekor kırmayı kafaya koymuşum ve birçok oyunda iddialı görünüyorum. SF EX Plus oyununda Akuma ile 3 milyon civarında puan elde etmişim onla övünüyorum, Metal Slug X oyununda taktik öğrenmişim daha dördüncü bölüme varmadan 2 küsur milyon puan toplayıp seviniyorum. Yine aynı dönemde KoF '99 yeni gelmiş başka bir salona, sırf onun sebebine o gıcık patronlu mekâna gidiyoruz. Kyo ve Iori gizli, herkes çıkartmayı bilmiyor, sadece biri var ve millet ya jeton karşılığında ya da başka bir şeyine ondan gizli karakterleri çıkarmasını istiyor ama kimse de herifin eline bakmayı akıl edemiyor. Ben bunu akıl ettim ama yarım yamalak, yani onun yaptığı şekilde kolu salladım durdum bir süre ve Kyo'yu çıkardığımdan haberim yok, yanıma bir bebe geldi diyor abi Kyo'yu çıkardın sen niye seçmedin? Önce sor bakayım haberin var mı diye. Bir anı diye başlayıp bir sürüsünü anlattığım yazımda geldim büyük finale. Arkadaş grubu tutturdu sıkıldık atariden gidelim başka bir yere takılalım diye. Benim de cepte tek jeton kalmış hangi oyuna girsem diye bakınıyorum. Bunlar çocuk gibi hadi gidelim diye tutturup, üstüne gıcıklık edip tepemin tasını attırdılar. Ben de baktım TEKKEN 3 gayet masumca bakıyor bana, dedim bu jeton senin hakkındır. Gayet asabî biçimde attım jetonu, seçtim üniformalı Ling Xiaoyu'yu. O zamanlar bir efsane var; şayet Xiaoyu ile rekor kırmak istiyorsan 2 adımlık bir taktik var bunu uygulayacaksın. Ben bunu gırgırına, yani kafam dağılsın diye uyguluyorum. Arkadaşların biri hariç hepsi dışarıda beni bekliyorlar, o hariç olan biri de sürekli benim ve onların arasında anlatıcılık yapıyor. Bu TEKKEN 3 makinesinde bir arkadaş Paul ile 1:19 küsur rekor kırmış, ben sadece Heihachi'de birkaç saniye kaybetmeyle birinciliği 1:18 küsurla aldım ve uzunca süre buna inanamadım. Hatta True Ogre'a geldiğimde bu anlatıcı arkadaş heyecandan ölecekmiş gibi diğerlerini yanıma çağırdı, gelmeyenleri zorla getirdi. Ben rekoru kırdıktan sonra bulduğum her fırsatta skor borda bakıp mutlu olmaya başladım.  :sırıtık:

INDIE:
@Mr.X
Atari salonu dönemi, dövüş oyunlarının altın çağıymış gerçekten hocam.
Anlam veremediğim bir olay var. O zaman internet bugünkü gibi değil. İngilizce bilsen bile kaynak yok.
O dönem oynamayı bilen insanlar, oynamayı nereden öğrendi. Hep merak etmişimdir.
Mesala senin anında Kyo'yu açan adam, onu nereden öğrendi hocam :))

Mr.X:
Atari salonunun belli bir dönemi efsanevîdir. O dönem atari salonlarından çıkmadığım için kendimi hep şanslı addetmişimdir. O dönem belli oyuncular başka ustalardan gördüklerini uygulayarak gelişiyor ve neredeyse her atari salonunun birer dövüş ile ilerlemeli oyun imparatoru bulunuyordu. Dövüş oyunlarında acemi olanlar genellikle kolun yarım daireli manevralarını uyguluyordu, SF için Ken ve Ryu başlıca karakterlerdi. Geri-ileri ya da aşağı-yukarı kombinasyonları herkes yapamadığından Guile gibi karakterler hep geride kalıyordu. Zaten atari salonlarında tek jetonla olabildiğince ilerlemek birincil arzuydu ve ilk dövüşçülerde ölmemek adına hareketleri pratik olan karakterler seçiliyordu. Yukarıda bahsettiğim KoF ve TEKKEN ustaları dediğim adamlar klâsik hamlelerden ziyade uzun soluklu komboları nasıl yaparım sorusuna yanıt arıyordu. Örnek verecek olursam; KoF ustası süperlerini raunt boyunca hep saklar, ancak köşeye sıkıştığında kaçıp kurtulmak için kırardı. TEKKEN ustası dediğim kişi ki kendisi bugüne kadar gördüğüm en sıkı rekoru kırmış kişidir (TEKKEN 3'te Yoshimitsu'yla 55 saniye ve nasıl yaptığını sorduğumda ben de bilmiyorum işte yaptım oldu deyip gülümsemiştir) tüm tuşları kullanarak kombine yapmaya çalışmakla tüm jetonlarını makineye gömmüştür. Yine KoF ustası dediğim adam küçük yumruk ve küçük tekmeli minyatür kombineleri keşfetme üzerine kurulu oyun anlayışı yüzünden ilk takımlarda çokça kez ölmüştür. Yani o dönem ki salon efsanesi dediğim adamlar bir şeyleri deneye yanıla buluyor ve rakiplerinin oyun algısı üzerinden onları yeniyordu. Meselâ benim bir dönem sık gittiğim atari salonuna gelen oyuncular belliydi, hepsi kategorize edilmişçesine birbiriyle kapışıyordu. Hani adamın tipini görür görmez içten içe bu bana rakip olmasın, ben zaten ona rakip olmam tarzı düşünceler oluşuyordu kafalarda. Ve bu ustalar birbirlerinin açıklarını kollayarak galip geliyorlardı. O dönemin en büyük artısı her kafadan ayrı bir ses çıkmasıyla gelen fantastik oyun ve karakter hikâyeleriydi. Bunları biri uydurup ortaya atar, geri kalanlar da sahip çıkıp geliştirirdi. KoF '99'da Kyo ve Iori'yi seçen eleman aklımda kaldığı kadarıyla başkasından öğrenmişti, o da sanırım bir diğerinden. Hani balına bulmuştur diyebileceğim bir sistem de söz konusu olabilir ama ben bunun düşük ihtimal olacağını düşünüyorum. Bir diğer efsane KoF '97 oyununda çıktığı rivayet edilip insanların yanlış karakterler seçmesine sebebiyet veren Orochi Choi ile Orochi Joe karakterleriydi. Hatırladıkça bu zokayı yutanlardan olmama güldüren bu yaşanmışlık bir kenarda dursun şimdilik. Bir de şunu söyleyeyim; İnternet kafeler şehre yayılıp da atari salonlarının kapanışına öncülük ederken bazı amatör sitelerde kapmaları olan TEKKEN karakterleriyle ilgili veriler olduğunu duydum. Merakla bunun üzerine gidip bahsi geçen sitelerden birkaçını buldum. Bu sitelerin birinde -King Multiparts yazınca bulabiliyordun- şemalı anlatım vardı. Kapmanın girişi, gelişmesi ve sonucu gayet anlaşılır bir dille yazılmıştı, bana düşen onu ezber etmekti. Tabii ustaların ellerine bakarak belli bir yere gelmiş olan ben o dönemin sinik görünmesine rağmen birçoklarına gizliden öğretmenlik yapan bir zatına rastlayıp tek jeton karşılığında King'in yuvarlamasını öğrenmiştim. Hatta o dönem KoF karakterlerinin takım görsellerinin içinden çıktığı şekerli sakızlar vardı ve onları tek bir yer satıyordu, ben o bakkala gidip tüm kutuyu almıştım ve şansıma hep benzer şeyler çıkmıştı, onların fazla olanlarını yine kombine gibi şeyler öğrenebilmek umuduyla atari salonundaki ustalara vermişliğim çoktur. Neyse, bir süre sonra baktım ki kendimden bir şeyler vermem gerekli, dedim pratik yaparak kombo geliştirmesi şarttır. O dönem PS1 vardı elimde, sürekli TEKKEN 3 oynuyordum, pratik bölümündeki komboları falan ezbere biliyordum, yani her karakterde çok iyiydim. Sonra başka şeylere meyledip elimdekinden de oldum, bu üzüldüğüm şeylerden biridir. Özetle usta dediğim adamlar İnternet sitelerinden aldıkları çıktıları ezber edip kendilerini eğitiyorlardı. KoF ustası dediğim elemana bir gün sordum dedim sen nasıl bu kadar iyi olabildin, dedi orası bana kalsın ama TEKKEN için TekkenZaibatsu diye bir site var orada neyin nasıl yapıldığı yazıyor git bak öğren falan, dedim eyvallah. Sonra gittim tabii kafeye, girdim siteye, baktım anlamadığım karışık kuruşuk bir sürü tabir. Ula dedim ben bunun içinden nasıl çıkacağım? Sonra baktım kafa almıyor, dedim boş geç, bildiğin yoldan şaşma... Bir dönem Ankara'ya her yaz tatile giderdim, tabii vazgeçilmez mekânım Kızılay'daki meşhur Fantasy Land. Bu anımın geçtiği dönemde orada makineden değil, kasada elden jeton alınıyordu. Giriş katından sonra birkaç merdivenle üst kata gidiliyor ve oradaki birçok dövüş oyunu tecrübe ediliyordu. O dönem TEKKEN 4 taze çıkmış, ben de TEKKEN 3'de kendimce epey iyiyim ya, dedim dur şu Jin'i alayım da herhâlde aynıdır figürasyonlar ortalığın tozunu attırayım. Bir baktım herifin her şeyi komple değişmiş, ikinci adama güç belâ gelip geberdim. Moralim bozuk tabii, sonra tekrar şansımı deneyip bu kez Paul'ü aldım. Onla biraz gittim ama nihayetinde çok pis dövülüp yenildim. Baktım Hwoarang'ın bir kıyafeti askerî kamuflaj saçı kıpkısa öbüründe tekvando kostümü saçlar uzun, Marduk desen bir kıyafetinde kafa kel öbüründe muhteşem saçlar falan, en son Yoshimitsu'yu gördüm, herif kanatlı böcek olmuş; dedim adamlar ne yapmaya çalışmış böyle? Bu soruya hâlâ yanıt bulmuş sayılmam bu arada. Dedim herkes bildiği işi yapmalı, aradım taradım TEKKEN 3'ü bulamadım, ona en yakın TAG 1 vardı, dedim bunda şansımı deneyeyim. O zaman mekânda üstte televizyon var ve sürekli müzik videoları oynuyor. Baktım Michael Jackson'dan Smooth Criminal klibi dönüyor, dedim az şunu izleyip oyuna gireyim. O esnada tam olarak emin değilim ama muhtemelen jinemre ile bigmania ve yanlarında 1-2 kişi daha merdivenlerin bittiği yerde demir vardı ona dayanmış aralarında konuşuyorlar. Onlara göz ucuyla şöyle bir baktım, sonra da oyuna girdim. Sanırım o dönem makineye karşı sürekli galibiyet almaktan ötürü sıkılıp yenebilecekleri acemileri kolluyorlardı. Ben bu tanıma uyuyordum aslında. Oyuna jeton atıp karakterleri seçemeden biri girdi karşıma. Bence o bigmania idi ama emin olamadığımdan ötürü net oydu diyemiyorum ki ikinci raundu yine muhtemelen jinemre oynadı. Ben Paul ile Heihachi'yi almıştım, onlar hatırlayamıyorum şimdi kimleri aldı. İlk rauntta doğru dürüst dayak atmadılar ama bir yerden sonra öyle bir daldılar ki ağzım burnum dağıldı. İlk raundu verdiler diye hatırlıyorum, ikinci rauntta perfect yedim ve bir yerden sonra oyunu bırakıp komple dayağımı izledim. Son rauntta kıl payıyla perfect'i bozmayı başardım ama gerisinde hep usta ötesi hamlelerle bir amatör nasıl dövülür sorusunun uygulamalı cevabını gözledim. Kaybedince yerlerde hatta eksilerde olan moralimle oradan uzadım. Başka oyunlara gömdüm jetonları, giderken mekândan baktım yine demirlerin orada konuşuyorlar. Tekrar söylüyorum, onların jinemre ve bigmania olup olmadığından emin değilim ama gördüğüm fotolarıyla o beni hunharca pert edenlerin aklımda kalan sureti neredeyse örtüşüyor. Gerçi onlar gibi daha nicelerinden dayaklar yemişimdir oyunlarda. TEKKEN 5 oynayayım dedim başka bir zamanda, onda da makineler karışıklı bağlıymış birbirine, bir baktım rakip geldi karşıma. Yanıma baktım boş, anlayamadım olayı. Sonradan çözdüm ama artık iş işten geçmişti. :lol:

Devil.gene:
Yaş 5 İstanbul büyükçekmecede meşhur Arslan atari salonu vardı. ilk orada atari salonunu öğrendim. Apartmanda giriş kattaki komşumuzun yakını orada jetoncuydu 2,3 tane jetonluk para verirdim oda bir avuçluk jeton verirdi sağolsun hala daha görürüm onu tabi artık çoluk çocuğa karışmış. Atari salonu sahibi alparslan ve uğur abiyide arada görürüm sahilde konuşuruz ayak üstü. Yıllar yılı gel zaman git zaman salonda 2 büyük abilerimizin dışında en iyi dövüş oyunu, oyuncusu oldum. Küçüktüm o zamanlar tabi beni oynarken görünce büyükler beklememek için jeton atıp beni yenip oyunu oynamayı planlarlardı. Tabi beklemezlerdi benden iyi oynayacağımı...yenerdim tekrar jeton alırlardı paraları tükenene kadar. Sonra sinirli sinirli giderlerdi????. Salonda okadar ustalaşmıştım ki yeni oyun geldiğinde ilk bana denettirirdi alparslan abi. Tekken le ilk tanışmam biraz geç oldu tekken 3 le, ilk intro'sunu gördüğümde sanki aşık olmuş gibiydim ve o gün artık ben ben olmaktan çıktım☺ her karaktere ayrı ayrı yoğunlaşır combolarını öğrenirdim ama King'in yerde yuvarlanma kombosunu öğrendiğimde işi çözdüm artık demeye başlamıştım. Tekken de beni en etkileyen şeylerden biride hikâyesiydi hep ending lerini izler hikayeyi bütünlemeye çalışırdım. Sonrasında tekken artık bir efsane olmaya başlamıştı☺..Demeden edemeyeceğim diğer anılar ise The king of fighters98, street fighter, double dragon, art of fighting'le dolu.Okuldan kaçıp kaçıp gelirdim salona müdür yardımcısı öğle aralarında baskın yapardı salona, istihbaratı alıp arka kapıdan sıvışırdık. Çok güzel daha bir ton anılarımız oldu. Bunların içinde bizi hüzünlendiren de oldu. Ama onlar bizde içimizde tarihin tozlu raflarında kalsın. Herşeyiyle dolu dolu yıllardı. Çoğu insan aynı eğlenceli yıllardan bir haberdi bunun için şanslı olduğumuzu düşünürüm hep. Güzel yıllardı çok güzelll...☺

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

There was an error while thanking
Thanking...
Tam sürüme git